İçeriğe geç

Din Afyondur’a kim dedi ?

Bu içeriğimizin sonuna geldik. Ozenenticaret olarak “Din Afyondur’a kim dedi” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Karl Marx hangi şehirde doğdu? Bir Kayseri sabahında başlayan iç yolculuk

Bugünkü makalemizde “Din Afyondur’a kim dedi” ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktaları inceliyoruz.

Kayseri’de sabahlar sert olur. Hava ne kadar güneşli görünse de içeri sızan bir serinlik vardır. Bugün yine öyle bir sabaha uyandım. Perdeden içeri giren ışık, odamın duvarında yarım kalmış düşünceler gibi duruyordu. Günlüğümü açtım ama yazacak kelime bulamadım. Sanki içimde bir şeyler dolmuş da taşacak yer arıyordu ama taşmıyordu.

Telefonu elime aldığımda aklımda tek bir soru vardı: Karl Marx hangi şehirde doğdu?

Bu soruyu neden düşündüğümü ben de tam bilmiyordum. Belki işsizlik ilanlarına bakarken hissettiğim o hafif umutsuzluk, belki de sürekli “gelecek planı” yapıp hiçbirine tam olarak başlayamamak… Kayseri gibi bir şehirde büyüyünce, insan bazen kendi iç sesini bile yüksek duymaya başlıyor.

Karl Marx hangi şehirde doğdu? Soru neden içime takıldı

Karl Marx hangi şehirde doğdu? diye arattığımda karşıma çıkan cevap basitti: Almanya’nın Trier şehrinde doğmuştu. Trier… İsmi bile bana uzak bir rüya gibi geldi. Küçük, tarihi, taş sokaklı bir Avrupa şehri. Kayseri’nin geniş caddelerinden, sabah erken açılan simit fırınlarından, Erciyes’in uzaktan görünen beyazlığından çok farklı bir yer.

Ama asıl garip olan şehir değil, sorunun bende uyandırdığı duyguydu. İçimde bir şey kırıldı gibi hissettim. Sanki biri bana “dünyanın düzeni çok daha eski ve büyük” demişti de ben yeni fark ediyordum.

Günlüğüme şunu yazdım:

“Bugün Karl Marx hangi şehirde doğdu diye düşündüm. Trier’de doğmuş. Ben Kayseri’de yaşıyorum. İki şehir arasında binlerce kilometre var ama sanki aynı soruyu yaşıyoruz: İnsan neden çalışır ve neden hiçbir şey yetmez?”

O an içimi kaplayan duygu netti: hayal kırıklığı.

Trier’i hayal etmek: Tanımadığım bir şehrin içinde kaybolmak

Gözlerimi kapattım ve Trier’i hayal etmeye çalıştım. Taş sokaklar, eski binalar, yağmur sonrası parlayan kaldırımlar… Karl Marx’ın çocukken bu sokaklarda yürüdüğünü düşündüm. Belki o da bir gün büyüdüğünde insanların nasıl yaşadığını, neden bazı insanların hep daha çok çalıştığını sorgulayacağını bilmiyordu.

Karl Marx hangi şehirde doğdu? sorusu artık sadece bir bilgi değildi. Bir başlangıç noktasıydı. Bir insanın dünyayı değiştirme fikrinin doğduğu yerdi Trier.

O an kendimi tuhaf hissettim. Kayseri’deki odam küçüldü sanki. Dünya genişledi. Ben ise ortasında sadece düşünen biri haline geldim.

Kayseri’de hayat: Sessiz beklentiler ve görünmeyen baskı

Kayseri’de yaşamayı anlatmak zor. Dışarıdan bakınca sakin bir şehir. Ama içinde yaşayan biri için sürekli bir hareket var: iş bulma telaşı, aile beklentileri, “ne zaman başlayacaksın?” soruları…

Ben 25 yaşındayım ve bu soruları artık ezbere biliyorum. Her yeni gün biraz daha aynı hissediyor. İş başvuruları, beklemeler, geri dönüş almayan e-postalar…

Karl Marx hangi şehirde doğdu? diye düşündüğüm sabah, aslında kendi hayatımdaki başka bir soruya kaçıyordum: “Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Ama belki de yanlış olan bir şey yoktu. Belki de sadece sistem dediğimiz şey, herkese aynı hızda yürümeyi öğretmiyordu.

O gün dışarı çıktım. Melikgazi tarafına doğru yürürken kafamda Trier ve Kayseri arasında görünmeyen bir köprü kurdum. Bir tarafta Marx’ın doğduğu şehir, diğer tarafta benim yaşadığım şehir.

İkisi de insan yetiştiriyordu ama insanlara aynı şeyleri hissettirmiyordu.

Bir banka oturup düşünmek: Zamanın ağırlığı

Bir bankta oturdum. İnsanlar yanımdan geçiyordu. Herkes bir yere yetişiyordu ama kimse durmuyordu. O an içimde ağır bir düşünce yükseldi.

Hayal kırıklığı.

Çünkü ben de sürekli bir yere yetişmeye çalışıyordum ama nereye yetiştiğimi bilmiyordum.

Karl Marx hangi şehirde doğdu? sorusu tekrar aklıma geldi. Trier… Küçük bir şehir ama büyük bir düşüncenin başlangıcı. Ben Kayseri’de küçük bir hayatın içinde büyük sorular taşıyordum.

O an kendime kızmadım. Sadece yorgun hissettim.

Günlükler: Kendimle yaptığım sessiz konuşmalar

Akşam eve döndüğümde günlüğümü tekrar açtım. Yazmak bazen konuşmaktan daha kolay geliyor bana. Çünkü kimse sözünü kesmiyor.

Şunu yazdım:

“Bugün Karl Marx’ın Trier’de doğduğunu öğrendim. Garip bir şekilde içimde umut ve kırgınlık aynı anda var. Umut çünkü bir insan bir yerden çıkıp dünyayı değiştirebiliyor. Kırgınlık çünkü ben aynı şehirde sıkışıp kalmış gibi hissediyorum.”

Sonra durdum. Kalem elimde kaldı. İçimde bir ses “sen de bir yerden başlayabilirsin” dedi ama başka bir ses “nereden?” diye karşılık verdi.

İşte en zor kısım buydu. Başlangıç noktası yoksa insan kendini hep geç kalmış hissediyor.

Marx’ın doğduğu şehirden bugüne uzanan düşünce

Karl Marx hangi şehirde doğdu? sorusunu tekrar düşündüğümde Trier artık sadece bir yer değildi. Bir fikir doğurmuştu. İnsanların hayatını, emeğini, sınıflarını sorgulayan bir fikir.

Ben ise Kayseri’de kendi hayatımı sorguluyordum. Ama benim sorularım daha küçük görünüyordu. İş, gelecek, para, zaman…

Yine de içimde garip bir bağ hissediyordum. Sanki Trier’de başlayan o düşünce, yıllar sonra Kayseri’de bir bankta oturan bana dokunmuştu.

Bu düşünce bana küçük bir umut verdi.

Umut: Belki de aynı soruların farklı zamanlarıyız

Ertesi gün sabah uyandığımda ilk hissettiğim şey aynı soruydu. Karl Marx hangi şehirde doğdu? Trier.

Ama bu sefer soru beni aşağı çekmedi. Daha çok düşündürdü.

Belki de mesele nerede doğduğumuz değil, hangi soruları taşıdığımızdı. Marx Trier’de doğmuştu, ben Kayseri’de. Ama ikimizin de zihninde benzer bir şey vardı: insanın yaşamı neden bu kadar eşitsiz ve neden bu kadar ağır hissediliyor?

O gün biraz daha farklı yürüdüm sokakta. İnsanlara bakarken sadece geçip giden figürler değil, kendi hikayelerini taşıyan insanlar gördüm.

İçimde küçük bir umut vardı. Zayıf ama gerçek.

Kendime yazdığım son not

Günün sonunda günlüğüme son bir şey yazdım:

“Bugün Karl Marx hangi şehirde doğdu diye tekrar düşündüm. Trier’de doğmuş. Ama belki de önemli olan şehir değil, o şehirde başlayan sorunun dünyaya yayılmasıdır. Ben Kayseri’de yaşıyorum. Belki benim sorularım da bir gün başka bir yerde birine dokunur.”

Kalemi bıraktım. İçimdeki hayal kırıklığı tamamen gitmedi ama yanında küçük bir umut belirdi.

Ve bazen insanın ihtiyacı olan tek şey, kırılmanın yanında duran o küçük umuttur.

Şunları da İnceleyin: Descartes neyi bulmuştur ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort bonus veren siteler
Sitemap
betci