İçeriğe geç

Namert Olayım kimin eseri ?

Namert Olayım Kimin Eseri?

Bazen bir kitap, bir cümle, bir kelime bile her şeyin yerli yerine oturmasını sağlar. Ama bazen de bir kitap, bir cümle, bir kelime kaybolan her şeyi geri getirmeye yetmez. Bu yazı, bana bu hisleri yaşatan, dilimden düşmeyen o kitabın etrafında şekillenecek. O kitabın adı: Namert Olayım. Kim yazdı, derseniz? İşte o soru hep beni bırakıyor: Namert Olayım kimin eseri? Hangi kalp bu satırlarda döküldü? Bir o kadar da kayboldu…

Bir Akşam Üzerine Düşen Yalnızlık

Kayseri’de bir akşam, yalnızım. Evdeki o sessizlik, adeta beni içine çekiyor. O kadar boş bir ev ki… Sadece ayak sesim var. Bir şarkı çaldı, durdum, dinledim. Ardından bir kitap buldum, derin bir nefes aldım. O an gözlerim, “Namert Olayım”ı buldu. Hemen açtım, bir paragraf okudum.

İçimdeki duygular hemen uyanmaya başladı: Yalnızlık. Çaresizlik. O kadar tanıdık ki. Belki de bu yüzden kitabı elime alıp okuma isteğim bir anda öyle büyüdü. Her sayfa, beni biraz daha içine çekiyordu. Bir cümle… İki cümle… O kadar derin bir hikâyeydi ki, başını sonunu bilmeme rağmen sanki her satırda yeniden doğuyordum.

İlk sayfasındaki birkaç satır beni öyle bir sardı ki… “Hayatın anlamını ararken, bazen insan kendisini kaybeder.” İşte bu cümle, belki de bir zamanlar içimde olan o boşluğu ve kaybolmuşluğu yüzüme vurdu. Sanki o kelimeler, bana içimi anlatıyor gibiydi. Ama bir yanda da bir eksiklik vardı, bir tür belirsizlik. Çünkü bir şey eksikti, belki de kendi hikâyemi bulamamıştım.

İçimdeki duygular birbiriyle savaşıyor: Bu kadar gerçek olabilir mi? Kim bu kadar içini dökmüş olabilir?

Ama kimseyi suçlamıyordum. Yalnızlık öylesine içimi kaplamıştı ki, dışarıdaki dünya kaybolmuştu. Namert Olayım bana, kendi kaybolan yanlarımı hatırlatıyordu.

Bir Akşam Kitap Okurken Buldum, Kaybettim

Kitap devam ettikçe, içimdeki o kaybolmuş his daha da arttı. Bir parça umut buluyordum, ama ne yazık ki bir o kadar hayal kırıklığı da vardı. Kitabın kahramanının yaşadığı o yalnızlık, benim yalnızlığımla o kadar örtüşüyordu ki. İnsanın en derin noktalarına inmek, acı vermek… İşte o an hissettim ki, Namert Olayım yalnızca bir edebiyat eseri değil, duygusal bir yolculuktu. Ve ben, o yolculuğa çıktığımda içimde hiç beklemediğim kadar çok yer buluyordum.

O an ne hissettim? Heyecan ve hüzün aynı anda yüreğimi sardı.

Gözlerim o sayfalarda ilerledikçe, içimdeki kaybolmuşlukla biraz daha yüzleştim. Zihnimde bir hikâye kuruyordum, belki de yazan kişi, o kaybolan yanımı bulmak için ben gibi birini bekliyordu. Kitap, bana bir şeyler hatırlatmaya devam etti, hatta çoğu zaman acı verdi.

Ama işin tuhaf yanı şu: Her cümlede biraz daha kayboluyordum. Kendimi o kadar tanıyordum ki, o satırlardaki her sözcüğü sanki kendim yazmışım gibi hissettim. Ama bir sorun vardı; kitabın sonlarına geldiğimde, kendi hikâyemin ne kadar eksik olduğunu bir kez daha fark ettim.

Namert Olayım’ın Sonunda Ne Oldu?

Sonra, o gün geldi. Kitabın son sayfasına geldim. Başladığım noktadan çok farklı bir yere gelmiştim. Namert Olayım’ı okudum ama tam olarak “kim yazdı?” sorusuna cevap bulamadım. Bu kitap, adeta bir kaybolmuşluğun simgesiydi. Yazarının kim olduğunu bilmemek, belki de bu kaybolmuşluğu daha da gerçek kılıyordu. Her şeyin ardından içimde kalan sadece bir soru vardı: Kim bu kadar gerçek yazabilirdi?

İçimde bir acı vardı. Evet, bu kitap tam da içimdeki boşluğu doldurdu. Ama aynı zamanda çok büyük bir eksiklik de bıraktı. Bu eksiklik, kaybolmuş olan bir şeyin izleri gibiydi. Kitap bitti, ama içimde kalan o derin yalnızlık, o kaybolmuşluk bitmedi.

İçimdeki duygular: Hayal kırıklığı ve umut… Aynı anda içimi saran, bir arada var olmaya çalışan duygular. Kitap, bana kaybolmuş bir şeyler gösterdi, ama ne olduğunu tam olarak anlayamadım.

Kitap Bitti, Ama İçimdeki Soru Bitmedi

Son sayfayı çevirdim. Derin bir nefes aldım. Kitap bitti, ama içimdeki boşluk devam ediyordu. Namert Olayım bir boşluktu, ama o boşluğun içinde hep bir arayış vardı. Ve belki de bir çözüm yoktu, çünkü belki de kaybolan şeyler bazen bulunmaz, sadece yaşanır.

Soru hala kaldı: Namert Olayım kimin eseri? Bunu asla öğrenmeyecek miydim?

Benim için cevap önemli değildi, ama belki de bu kitap, benim arayışımın bir parçasıydı. Bir şekilde beni kendime yaklaştırıyordu. Kitabın sonunda, ben yine o kaybolan duygularla baş başa kaldım. Ve hala o kaybolmuş yazarın kim olduğunu merak ediyorum. Ama belki de soruyu sormak, cevabını almak kadar anlamlı değildir. Çünkü ben ve o kitap, sadece bir anı paylaştık. Gerisi, yalnızca kaybolan duygularımda kaldı.

İçimdeki duyguları anlatamam: Çünkü her şey karışıktı. Ama belki de bir gün, başka bir kitap, başka bir yazar, bu eksikliği tamamlar. Ya da belki de hiçbir şey tamamlamaz. Ama bir şey var: Namert Olayım bana, hayatın eksikliklerini kabul etmeyi öğretti. Ve o eksiklik, belki de yaşamın kendisidir.

Ve bitti. Hayat, belki de hep kaybolan yanlarımızla yaşamayı öğrenmektir. Ama bunun sorusu hep aklımda kalacak: Namert Olayım kimin eseri?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort bonus veren siteler
Sitemap
betci