Kaç Çeşit Kar Var? Sayı Takıntısına Karşı Cesur Bir Eleştiri
Kar türlerini tek bir “sihirli sayı”ya indirgemek, doğayı tabloya sığdırma takıntımızın en şık örneği. Kulağa net geliyor: “Karın 6/42/80 çeşidi var.” Peki sonra? Böyle ezbere bir sayı, sahada çalışan meteoroloğa, dağdaki rehbere ya da şehirde tuzlama yapan ekibe ne kadar yardım ediyor? İddiam net: “Kaç çeşit kar var?” sorusu yanlış kurulmuş bir soru. Karı anlamak istiyorsak önce bağlamı, amacı ve ölçütü seçmek zorundayız; aksi hâlde sayılar birer süs cümlesinden ibaret kalır.
Önce Bağlam: Neyi, Kim İçin Sınıflandırıyoruz?
Karı sınıflandırmanın en zayıf noktası ölçütün kaypaklığı. Kristalografi, mikroskop altındaki şekle bakar: yıldız, sütun, iğne, plaka, dendrit… Meteoroloji, yere düşen hidrometeorun hâline odaklanır: kar taneleri, taneli kar (graupel), sulu kar, karla karışık yağmur. Çığ bilimi başka bir dil konuşur: yeni yağış taneleri (PP), parçalanmış kristaller (DF), yuvarlak taneler (RG), fazetli taneler (FC), derin buz kristalleri (DH), yüzey kırağı (SH), eriyik formları ve kabuklar (MF/IF). Şehir yönetimi ise yola yapışma, sürtünme ve su içeriği gibi bambaşka metriklerle çalışır: kuru kar, ıslak kar, ağır/yapışkan kar.
Aynı materyale farklı disiplinlerin bakışını üst üste koyunca “tek sayı” düşü bir anda buharlaşıyor. Çünkü ölçüt değişince “çeşit” dediğimiz şey de değişiyor.
Meşhur Listeler Neden Tatmin Etmiyor?
İnternette dolaşan “karın 80 türü var” gibi listeler havalı görünür ama çoğu zaman üç kusur taşır:
1. Bağlam kopukluğu: Liste, hangi ölçütle derlendiğini söylemez. Kristal şekli mi? Yer tipi mi? Saha gözlemi mi?
2. Pratik karşılığı zayıf: “Düzensiz dendritli plaka” kulağa hoş gelse de, sürücünün fren mesafesi ya da çığ tehlikesi hakkında tek başına bir şey söylemez.
3. Yanlış eşitlemeler: Graupel’i “dolu”yla, sulu karı “yağmurla” karıştıran infografikler, kamuoyunu bilgilendirmek yerine bulandırır.
Evet, bilimsel literatürde detaylı kristal katalogları var ve bunlar laboratuvar için kıymetli. Ama o katalogları alıp “işte karın toplam çeşit sayısı budur” demek; dalga boyu çizelgesinden “renk sayısını” ezberlemeye benzer. Gerçeği küçültür.
Gerçek Dünya Testi: Saha Dili Neden Farklı?
Sahaya indiğimizde akılcı sadeleşmeye ihtiyaç var. Çığ uzmanının derdi, mikro-şekilleri ezberlemek değil; zayıf tabaka oluşumunu anlamak. O yüzden “fazetli taneler” (FC) veya “yüzey kırağı” (SH) gibi riskle doğrudan ilişkili tipler öne çıkar.
Yol bakım ekipleri içinse ana ayrım su içeriği ve yapışma: kuru kar (kolay bıçaklanır, iyi küreme olur), ıslak/ağır kar (yapışır, şeritleri yeniden kaplar), sulu kar (pompalanır, drenajı boğar). Bu ekiplerin eline 80 maddelik kristal kataloğu tutuşturmanın, gece 03.00’te hangi tuzu ne dozda atacaklarına katkısı yok.
“Çeşit”i Çoğaltan Gri Alanlar
Karın sınıflandırmasını karıştıran tartışmalı noktaları açıkça koyalım:
Süreç geçişleri: Buluttan yere inene kadar eriyip yeniden donan, rimingle kalınlaşan (graupel’e dönen) ya da yere değince ıslanan taneler. Bir tek tip mi, yoksa süreç-temelli alt türler mi?
Ölçek sorunu: Mikrometre ölçekte farklı görünen iki kristal, makro ölçekte aynı sürtünmeyi üretebilir. Hangi ölçek “esas” alınmalı?
Yer etkisi: Aynı kar tipi asfalt, toprak, çim üzerinde bambaşka davranır. “Kar çeşidi” mi değişti, yoksa “zemin tipi” mi oyunu bozdu?
Dil ve çeviri: Graupel’in “taneli kar” mı, “yumuşak dolu” mu olduğu tartışması; toplumda kavram karmaşası yaratıyor. Kavramlar net değilse, sayılar da anlamlı değil.
Sayının Peşini Bırakalım, İşlevin Peşine Düşelim
Soru şu olmalı: Hangi amaç için kaç kategori yeterli ve işe yarar?
Güvenlik/çığ için: 7–10 tane tipi ve sertlik-katman bilgisi, risk analizine doğrudan hizmet eder.
Ulaşım için: 3–5 pratik sınıf (kuru/ıslak/ağır/sulu/kar-buz karışımı) operasyonu yönlendirir.
Eğitim/merak için: Kristal galerileri, doğa gözlemi ve bilime ilgiyi artırır ama sahaya “tek sayı” olarak indirilmemelidir.
Provokatif Sorular: Gerçekten Kaç Türe İhtiyacın Var?
80 başlık içeren bir liste, seni daha güvenli sürücü yapıyor mu?
Kar zincirini takıp takmama kararında, kristalin mikroskobik dalları mı etkili yoksa yol sıcaklığı ve su içeriği mi?
“Kaç çeşit?” yerine “Hangi iş için hangi sınıflar?” diye sorsak, tartışmayı daha hızlı çözer miyiz?
Yerel yönetimler, basit ve işlevsel kar tipleriyle çalışsa; medya da abartılı listeler yerine bağlamı anlatsa, şehir gerçekten daha hazırlıklı olmaz mı?
Eleştirel Sonuç: Sayı Büyüdükçe Anlam Küçülüyor
Kar olağanüstü değişken ve süreç temelli bir materyal. Onu tek bir global ölçekle ölçmeye çalışmak, çok dilli bir orkestrayı tek notaya zorlamak gibi. “Kaç çeşit kar var?” sorusuna ezber bir sayı vermek; hem bilimin dinamik doğasına hem de pratik ihtiyaçlara haksızlık. Cesur önerim: Sayı takıntısını bırak, amaç odaklı sınıflandırmaya geç.
Mikroskop için detay,
Dağ için güvenlik,
Yol için operasyon,
Medya için doğru kavramlar…
Ve evet, tartışmayı bilerek körüklüyorum: Eğer hâlâ “tek doğru sayı” olduğuna inanıyorsan, o sayının hangi ölçütle, hangi bağlamda, kimin işine yaradığına dair somut bir sav getir. Yoksa elimizde sadece görsel olarak çekici ama eylem açısından kısır bir poster kalır.
Kapanış: “Kaç Çeşit?” Yerine “Ne İşe Yarar?”
Karı anlamanın yolu, onu ihtiyaca göre tanımlamak. Bir dağcı için yüzey kırağı hayati bir uyarı, bir şoför için ıslak kar fren mesafesi demek, bir meraklı için dendrit büyümesi doğanın şaheseri. Hepsi doğru, hepsi yerinde. Bu yüzden cevap da şöyle: Karın kaç çeşidi var sorusuna verilecek en dürüst yanıt, “amacına göre yeterince”dir. Tartışmayı sayılardan niyete taşıyalım; gerçek dünya böyle kazanılır.